2011 seçimlerine girmeden, arada en az 2 seçim daha olacakken, 2023 hedefleri açıklandı. Türkiye'de daha yarın ne olacağını bilmiyoruz, 12 yıl sonrasında bu açıklanan (sözde) hedeflere nasıl ulaşılacağı hakkında en ufak bir somut çalışma yokken bunlara inanmak biraz saflık değil mi? "Körler sağırlar birbirini ağırlar" modeline mi geçiyoruz? Sanırım öyle...
Bakalım ne demiş RTE : ''BUGÜN, BÜTÜN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ OLUMLU SEYREDEN, ENERJİSİNİ YENİDEN KAZANMIŞ, HEDEFLERİNİ YENİLEMİŞ VE 2023 İÇİN HEDEFİNİ DÜNYANIN EN BÜYÜK 10 EKONOMİSİ ARASINA GİRMEK OLARAK BELİRLEMİŞ BİR TÜRKİYE VAR''... Büyük yazdım çünkü bu laflar çok büyük... Diğer büyük laflar için AKP resmi sitesine tıklamaktan gocunmazsanız linkini göneriyorum...
http://www.akparti.org.tr/forum-istanbul-hedef-2023-toplantisi-basbakan-erdoga_2442.html
Biz farklı ülkelerde mi yaşıyoruz acaba diye düşünmeden edemiyorum. Bütün ekonomik göstergeleri olumlu seyreden derken, en son hazinenin yayınladığı "Temel Ekonomik Göstergeler" raporunda yayınlanan yaklaşık 30 göstergenin neredeyse tamamına yakınında bir olumsuz bir trend görünüyor olması biraz çelişkili değil mi? Enflasyon artmış, dış borç açığı artmış, işsizlik artmış... Sizlerin kendi yorumunuzu yapabilmeniz için buyrun raporun linkini :
http://www.hazine.org.tr/ekonomi/28.04.2010.pdf
Bloglarımız dün tekrar açıldı, daha yazacak, paylaşacak çok şeyimiz olacak... Bu yazımı tekrar ısınma turu sayarak kısa kesmek istiyorum,
Selamlar
22 Nisan 2011 Cuma
25 Mart 2011 Cuma
Bunlar Benim Konum, Yargının Konusu Değil!
"Bunlar benim konum, yargının konusu değil!" diye haykırmamız lazım tüm sesimizle. Tam tersini söyleyen Başbakana inat, olanlara inat. Bir memleket düşünün ki yönetimi ele almış olan uşaklar, her alana yayıldıkları gibi, "İleri demokrasi" adı altında bir makyaja bürünüp, işine gelenlere tabiri caizse "faraş gibi bir dil" ile savunurken, işlerine gelmeyenlere "benim konum değil" cevabını tekrar tekrar verebiliyor...
İşte biz bu memlekette yaşam, özgürlük, gerçek demokrasi kavgası veriyoruz! Basılmamış kitaplar toplatılırken, onlarca gazeteci hala hapishanede iken, Hizbullah serbest, bölücüler taş ve sopalarla sokaklardayken, biz hala ümidimizi yitirmeden inandıklarımızı savunmaya çalışıyoruz.
Bu şekilde yönetilmeye tahammül edenlere vatanımı bırakmaya hiç mi hiç niyetim yok. Herkes bir ses verdiğinde, birşeylerin düzeleceğine hala inancım var. Bu nedenle mümkün olduğunca tüm desteğimi vermeye çalışıyorum. Gelin siz de "Ben ne yapabilirim ki?" demeyin... Bir mail atın, bir blog açın, bir harekete katılın, twitter, facebook, hepsi elimizin altında, olanları paylaşın, haberdar olun, haberdar edin.
Unutmayalım, bu vatan bizim vatanımız, bu özgürlük bizim özgürlüğümüz, bizden başka kimse koruyup kollayamaz...
Selamlar
İşte biz bu memlekette yaşam, özgürlük, gerçek demokrasi kavgası veriyoruz! Basılmamış kitaplar toplatılırken, onlarca gazeteci hala hapishanede iken, Hizbullah serbest, bölücüler taş ve sopalarla sokaklardayken, biz hala ümidimizi yitirmeden inandıklarımızı savunmaya çalışıyoruz.
Bu şekilde yönetilmeye tahammül edenlere vatanımı bırakmaya hiç mi hiç niyetim yok. Herkes bir ses verdiğinde, birşeylerin düzeleceğine hala inancım var. Bu nedenle mümkün olduğunca tüm desteğimi vermeye çalışıyorum. Gelin siz de "Ben ne yapabilirim ki?" demeyin... Bir mail atın, bir blog açın, bir harekete katılın, twitter, facebook, hepsi elimizin altında, olanları paylaşın, haberdar olun, haberdar edin.
Unutmayalım, bu vatan bizim vatanımız, bu özgürlük bizim özgürlüğümüz, bizden başka kimse koruyup kollayamaz...
Selamlar
28 Şubat 2011 Pazartesi
Beşikten Mezara...
Hepimiz için aynı son geçerli. Ne kadar değiştirmek istesek de, korksak da, cesaretle göğüslesek de, sonunda aynı noktada buluşacağız. Kimi bunu bir başlangıç olarak görecek, kimi bir bitiş. Bazılarımız tekrar tekrar bu dünyaya gelmeyi hayal ederken, bazılarımız da derin bir sükunet içerisinde ne tarafa gideceğini bekleyeceğini düşünür...
Asıl önemli olan sınırlı ömrümüzde neler yaptığımız değil midir? O son nefesimizden bir sonraki gün nasıl anıldığımız? Neleri başardığımız, neleri başaramadığımız?
Benim tercihim çok akıllı, zeki, başarılı olmama rağmen, bir ulusun, bir milletin başına bazı dertleri saran birisi olarak anılmak olmazdı şahsen... Sadece bir kaç kişiye ulaşabilsem de, daima aydınlık peşinde koşan, karanlığı kovalamaya çalışan birisi olarak anılmak isterdim...
Hıncal Uluç'luk yapmayacağım, bu seferki yazım kısa olacak. Aramızdan ayrılanlara rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum. Ha bir de kendilerine öteki tarafta kolay gelsin diyorum...
Selamlar
Asıl önemli olan sınırlı ömrümüzde neler yaptığımız değil midir? O son nefesimizden bir sonraki gün nasıl anıldığımız? Neleri başardığımız, neleri başaramadığımız?
Benim tercihim çok akıllı, zeki, başarılı olmama rağmen, bir ulusun, bir milletin başına bazı dertleri saran birisi olarak anılmak olmazdı şahsen... Sadece bir kaç kişiye ulaşabilsem de, daima aydınlık peşinde koşan, karanlığı kovalamaya çalışan birisi olarak anılmak isterdim...
Hıncal Uluç'luk yapmayacağım, bu seferki yazım kısa olacak. Aramızdan ayrılanlara rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum. Ha bir de kendilerine öteki tarafta kolay gelsin diyorum...
Selamlar
24 Şubat 2011 Perşembe
Nelerden Korkmamalıyız?
- Düşündüklerimizi özgürce ifade etmekten,
- Atatürk rozetimizi her gün giydiğimiz giysilere iliştirmekten,
- Kişisel düşüncelerimizi paylaştığımız medya araçlarının kapatılmasından,
- Dekolte giymekten,
- Kadın olmaktan,
- Cumhuriyet kadını olmaktan,
- Aksırıp tıksırmaktan,
- İnandığımız şeyler adına mücadele etmekten,
- Birkaç kişiyi daha ümidini yitirmemeye ikna etmeye çalışmaktan,
- Aktif olmaktan,
- Vatanımızın bütünlüğü için endişe etmekten,
- Mini etek satın almaktan,
- Açık saçlarımızı rüzgarda savurmaktan,
- Fişlenmekten,
- Yıldırma politikalarından,
- Eşit haklar için savaşmaktan,
- Demokratik geçinip ülkeyi yozlaştıranlardan,
- Din ve yoksulluğu kendi ideolojileri için kullanmaktan çekinmeyenlerden,
- Yarın tek bir hareketle işimizi elimizden alıp, yandaşını yerimize yerleştirecek güçte olanlardan,
- Memleketi peşkeş çekip, cebini dolduranlardan,
- Bizim gibi düşünmeyenlerden...
Selamlar
18 Şubat 2011 Cuma
Biz Nerede Yaşıyoruz?
Çok değişik cümleler sarfediliyor, sürekli, değişik zamanlarda, ara ara, hiç boş bırakmıyorlar :
Selamlar
- "Kardeşim sen dekolte giyinirsen bu tür çirkinliklerle karşılaşman sürpriz olmayacaktır. Tahrik ettikten sonra sonucundan şikayet etmen makul değildir." Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Çeker
- ''Başörtüsüz kadın, perdesiz bir eve benzer. Perdesiz bir ev ise ya satılıktır ya kiralık.'' Necip Fazıl Kısakürek & Recep Tayyip Erdoğan
- "Önce kadınların kendi dayanışmasını sağlamak gerekir. Bakıyorsun bir başörtülü bayan, kalkıp başı açık bayan için 'Ben senin haklarını savunacağım' diyor. 'Seni mahalle baskısından kurtarmak için her türlü mücadeleyi vereceğim' diyor. Ama öbür taraftan, başını örtmeyen hanım kardeşim, kalkıp başı örtülü olan için 'Ben de senin için bu mücadeleyi vereceğim' diyemiyor. İşte işin sırrı bu.'' Recep Tayyip Erdoğan
- Her 5 kadından 1'i hayatlarının bir noktasında tecavüz vaya tecavüze teşebbüs kurbanı oluyor. ABD'de bu sayı 4'e düşmektedir.
- Dünya kadın nüfusunun %10'u hayatlarının bir noktasında tecavüze maruz kalıyor.
- Dünya çapında tecavüz kurbanlarının %10'unu erkekler oluşturuyor.
- Her 4 kız çocuktan biri ve her 4 erkek çocuktan biri 18 yaşına gelmeden cinsel istismar veya tecavüzle karşılaşıyor.
- Tecavüz kurbanlarının %70'i tecavüzcüyü tanıyor.
- Tecavüze uğrayan kadınların %54'ü bunu 18 yaşına gelmeden yaşıyor.
- Güney Afrika'da hergün 147 kadın tecavüze uğramaktadır.
- Fransa'da her yıl 25.000 kadın tecavüze uğramaktadır.
- ABD'de her 90 saniyede bir 1 kadın tecavüze uğramaktadır.
- Türkiye'de kadınların %35.6'sı bazan; %16.3'ü sık sık aile içi tecavüze uğruyor.
- Türkiye'de her 4 saatte bir tecavüz veya tecavüze yeltenme suçu işlenmektedir.
Bu sonuçlara göre erkekler de, bebekler de, çocuklar da herhalde dekolte yüzünden tecavüzcülerin hedefi oluyorlar!!!
Şimdi bu hedef şaşırtma değildir de nedir? "Örtünün! Yoksa başınıza geleceklerden siz sorumlusunuz!" diyen bir öğretim görevlisi(!) var karşımızda... Dersine girdiği onlarca beyni zehirleyecek, bu sapkın düşüncelerini aktaracak ve içlerinden bir iki tanesi bile etkilense, dekolte olarak tanımladığı her şeyi giyen bir kadına tecavüzü hak görebilecek duruma gelebilecek. Artık üniversitelerimizde bunlar öğretiliyor...
Hadi hayırlısı,
Selamlar
30 Ocak 2011 Pazar
Benim 4 tane oldu, ah 5 olsaydı, 6 olsaydı!!!
Dedi başbakan bugün Denizli'de otobüsten halka 3-5 tl.lik oyuncaklar dağıtırken... Teyze'nin sorusu "Doğalgaz gelecek mi? Biz kömür yakamıyoruz..." Başbakan'ın cevabı "Denizli büyükşehir olacak..." Cevap yetersiz ama maalesef oyuncakları almaya devam... Şimdi bu biriken kalabalık, inandığı bir konuşmayı dinlemeye mi geliyor, yoksa evindeki çocuğuna kendi maaşıyla alamadığı ancak dağıtanın bir de dalga geçer gibi "En az 3 tane doğurun" diyerek savurduğu oyuncakları almaya mı???
Basit bir hesap yaparsak, başbakanın çocuğu 4 yerine 5 olsaydı, ailecek servetleri % 25 daha artacaktı (trilyonlardan bahsediyoruz bu arada), 6 çocuğu olsaydı % 50 artacaktı... Ucuz kurtulmuşuz!!! Her çocuk, milli servetten kaybolacak trilyonları ifade ediyorsa, gerçekten ucuz kurtulmuşuz...
Dünyanın her yerinde, halk artık dayanamayacak duruma geldiğinde, birşeylerin farkına vardığında, hakkını aramaya karar verdiğinde bazı hareketlenmeler oluyor... Mısır'da bu genç nüfusta işsizliğin % 60'lara varmasıyla, dış yardımsız ülke ekonomisi dönmemeye başlamasıyla, çocukların % 29'unun yeterli besin alamamasıyla, genç nüfusun % 75'inin sadece ilkokul eğitimi alabilecek hale gelmesiyle bu hareketlenme ortaya çıktı...
Biz neyi bekliyoruz???
Bu rakamları kendi istatistiklerimizde görmeyi mi? Az gelişmiş bir ülke olarak sıralamalarda yer almayı mı? Bir işsiz vatandaşımızın kendisini sokaklarda yakmasını mı? "Aman ağzından yel alsın, biz o durumlara düşmeyiz" diye düşünenler olduğunu biliyorum. Böyle düşünmeyin, son 15 senedir olanlara bakın, son 5 senedir nasıl da hızlanarak her tarafın tutulduğuna, nasıl köklü değişiklikler yapıldığına bakın... Bugün 3 çocuk doğuranlar, önümüzdeki 15 senenin işsiz, eğitim düzeyi düşük, muhtaç nesillerinin yaratıcıları olacaklar... Biz ise hala doğurmaya zar zor karar verebildiğimiz tek çocuğumuzu "hangi okula, nasıl göndersek" derdinde olacağız. Hala düşünüyor, hala memleketi kurtarıyor olacağız...
Düşünmeyin artık, harekete geçin!!!
Selamlar
Basit bir hesap yaparsak, başbakanın çocuğu 4 yerine 5 olsaydı, ailecek servetleri % 25 daha artacaktı (trilyonlardan bahsediyoruz bu arada), 6 çocuğu olsaydı % 50 artacaktı... Ucuz kurtulmuşuz!!! Her çocuk, milli servetten kaybolacak trilyonları ifade ediyorsa, gerçekten ucuz kurtulmuşuz...
Dünyanın her yerinde, halk artık dayanamayacak duruma geldiğinde, birşeylerin farkına vardığında, hakkını aramaya karar verdiğinde bazı hareketlenmeler oluyor... Mısır'da bu genç nüfusta işsizliğin % 60'lara varmasıyla, dış yardımsız ülke ekonomisi dönmemeye başlamasıyla, çocukların % 29'unun yeterli besin alamamasıyla, genç nüfusun % 75'inin sadece ilkokul eğitimi alabilecek hale gelmesiyle bu hareketlenme ortaya çıktı...
Biz neyi bekliyoruz???
Bu rakamları kendi istatistiklerimizde görmeyi mi? Az gelişmiş bir ülke olarak sıralamalarda yer almayı mı? Bir işsiz vatandaşımızın kendisini sokaklarda yakmasını mı? "Aman ağzından yel alsın, biz o durumlara düşmeyiz" diye düşünenler olduğunu biliyorum. Böyle düşünmeyin, son 15 senedir olanlara bakın, son 5 senedir nasıl da hızlanarak her tarafın tutulduğuna, nasıl köklü değişiklikler yapıldığına bakın... Bugün 3 çocuk doğuranlar, önümüzdeki 15 senenin işsiz, eğitim düzeyi düşük, muhtaç nesillerinin yaratıcıları olacaklar... Biz ise hala doğurmaya zar zor karar verebildiğimiz tek çocuğumuzu "hangi okula, nasıl göndersek" derdinde olacağız. Hala düşünüyor, hala memleketi kurtarıyor olacağız...
Düşünmeyin artık, harekete geçin!!!
Selamlar
18 Ocak 2011 Salı
Gündem Değiştirmek Bize Nelere Maloldu???
Yine ters köşeye yattık galiba, haklı bir tepki gösterildi ama gündemin baş köşesine bu olay kondurulduğu için bu arada neler olduysa arka planda kaldı ve farkına bile varamadık... Halbuki bir süredir belli ki her şey çok önceden planlanmış programlanmış, düğmeye basılınca sonuçlar patır patır ortaya çıkıyor. Maalesef sayısı o kadar fazla ki, hepsini takip etmemizin imkanı kalmadı, çok ciddi mesai harcamak lazım... Ben bir kaçını paylaşacağım, kimbilir arka planda daha ne kararlar yürürlüğe kondu.
13 Ocak'da benzine % 2,3'lük bir zam daha geldi... Geçen sene sonunda (8 Aralık 2010) litresi 4 TL.ye yaklaşan benzin için her yerde protesto yazıları yazılırken, bakın 13 Ocak'taki zam için kimse tepki verdi mi? (mutlaka verenler olmuştur ama nerede 1 ay öncesindekilerin şiddetindeki tepkiler?) Neden? Çünkü biz o sırada Türk Telekom Arena'nın açılışında -bence çok yerinde bir tepki olan- Cumhurbaşkanı ve Başbakanın protesto edilmesini tartışıyorduk hararetle. İleri demokrasi akımının olmazsa olmazı riyakarlık herhalde ki yandaşa ayrı vatandaşa ayrı işliyor...
13 Ocak'da benzine % 2,3'lük bir zam daha geldi... Geçen sene sonunda (8 Aralık 2010) litresi 4 TL.ye yaklaşan benzin için her yerde protesto yazıları yazılırken, bakın 13 Ocak'taki zam için kimse tepki verdi mi? (mutlaka verenler olmuştur ama nerede 1 ay öncesindekilerin şiddetindeki tepkiler?) Neden? Çünkü biz o sırada Türk Telekom Arena'nın açılışında -bence çok yerinde bir tepki olan- Cumhurbaşkanı ve Başbakanın protesto edilmesini tartışıyorduk hararetle. İleri demokrasi akımının olmazsa olmazı riyakarlık herhalde ki yandaşa ayrı vatandaşa ayrı işliyor...
18 Ocak'da ÖSYM'nin yeniden yapılandırılmasını öngören yasa tasarısı Meclis'teyken AKP bir de yasa teklifi sundu. Teklifte ÖSYM Başkanı'nın atamasında Bakanlar Kurulu da devreye sokuluyor. Ayrıca İmam Hatip mezunlarına polis olma yolu da açılıyor. Hayırlı olsun, bundan sonra şeriat polisleri sırada sanırım... Filmlerde "cık cık cık" nidalarıyla izlediğimiz, başımıza gelmez dediğimiz şeyler kapıda gibi... Bundan sonra yanımızda erkek olmadan sokağa çıkamazsak, şahitliğimiz sayılmazsa -kapanmayı saymıyorum zaten-, kendi profiline bakmadan bize sürekli "sen" diye hitabeden devriyelere derdimizi anlatmaya çalışmak zorunda kalırsak suçlu kim? GS taraftarları tabi ki!!! Bu protesto yakışık aldı mı almadı mı? Terbiyesizlik mi ettiler derken yasa tasarısı teklifi sunuldu bile... Kabul edilir mi edilmez mi sizce???
19 Ocak 2007’de Genel Yayın Yönetmeni olduğu Agos Gazetesi önünde vurularak katledilen Hrant Dink'in ölümünün 4’üncü yılındayız ama maalesef Dink ailesi AİHM kararı uyarınca Muammer Güler ve Celalettin Cerrah’ın da aralarında bulunduğu 31 kişinin artık yargılanması için hala uğraşıyorlar. Bu arada Hizbullahçılar serbest ve ortadan kayboldular. Kim takip ediyor, hiçbirimiz... Neden? Çünkü protestoya katılanların tek tek kamera kaydından kontrol edilip stada alınmayacağını söyleyen Adnan Polat'ı kınamakla meşgulüz.
İçki yasağı, "Hür Adam" filmi vs. vs. olaylar çoktan unutuldu gitti, bazen Aziz Nesin'e hak vermemek elde değil diyorum. Ben % kaça giriyorum onu da bilemiyorum???
Selamlar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
